Üye Girişi
Üyelerimiz, giriş için ...
tıklayın
Kur'an Meali
Sure sure Kur'an meali için... tıklayın
Arşiv
Soru - cevap ARŞİVİ
için
tıklayın
 
Siyaset Günlüğü
Halkın Yükselişi Partisi için.. tıklayın

 

İslam’da yeniden yapılanma ihtiyacı ve...

İslam’da yeniden yapılanma konusunu Türkiye’de kitaplık çapta ilk kez gündeme getiren düşünce yolcusu, bu satırların yazarıdır.

‘İslam’da Yeniden Yapılanma: Kur’an’a Dönüş’ adıyla 1996’da yayınlanan kitabım (gerçekten şaşırtıcı olacak ama), söylemek zorundaydım ki, bir milyona yakın satılmıştır. Ve on küsur korsan baskısı çıkmıştır...

ABD’nin Ohio Üniversitesi (Ohio State University) bünyesindeki ‘Ortadoğu Araştırmaları’ merkezinde verdiğim bir konferans üzerine, kitap, anılan üniversitenin profesörlerinden Ali Hayrani Öz tarafından İngilizce’ye çevrilip ‘Reconstruction of Religious Life in Islam’ adıyla 1999’da basıldı.

Anılan kitabın çıkışıyla ‘yeniden yapılanmak’ tábiri sadece din hayatımızın gündemine oturmakla kalmamış, daha birçok alanın da temel kavramı olmaya başlamıştır. ‘İslam’da yeniden yapılanmak’ kavramı bugün, İslam dendiğinde tüm dünyanın telaffuz ettiği ilk birkaç tábirden biridir.

Bu vesileyle şunu da ifade etmek istiyorum:

‘Yeniden Yapılanmak’, ilk baskısı itibariyle 120 küsur sayfalık küçük bir kitaptı. Sonraki baskılarda yaptığım bazı eklemelerle 200 sayfa civarına ulaşan kitap yine de bir deneme, bir ‘taslak kitap’ idi. Bu deneme ve taslak, o günden beri sürdürdüğüm ve hayatımın temel amaçlarından biri olarak gördüğüm bir esere vücut verdi. Yayınlamak üzere son tashihlerini yaptığım ve 5 ila 6 yüz sayfa civarında olacağı anlaşılan o eserin adı şudur:

‘TECDÎT: İSLAM’DA DİNî HAYATIN KUR’AN’A GÖRE YENİDEN YAPILANDIRILMASI’

Hayatımın uzun yıllarını verdiğim ve varoluşumun amaçlarından biri olarak gördüğüm bu eserin sadece İslam dünyasına değil tüm dünyaya söyleyeceği çok şey olacaktır.

29 Ocak-2 Şubat 2004 tarihleri arasında Paris’te katıldığım ‘Günümüzde İslam ve Laiklik’ başlıklı kolokyumun tartışmaya egemen olan konusu da yeniden yapılanmak oldu.

Çünkü Müslüman dünya için de Müslüman dünya ile bir biçimde ilişki ihtiyacı duyan diğer coğrafyalar için de meselenin omurgasında yeniden yapılanmak var.

Kolokyumda benim konuştuklarımın başlığı da yeniden yapılanmak idi. Kolokyum münasebetiyle benimle bir röportaj yapan ‘L’Humanité’ gazetesinin sorularının esası da yeniden yapılanmak oldu. L’Humanité’nin hafta sonu sayısının (7-8 Şubat 2004) 31. sayfasına yerleştirilen röportajın başlığı da ilginçti: ‘Aydınlık Bir İslam İçin...’ (Pour un Islam des Lumières)

Röportaj ve kolokyumda ‘İslam’da yeniden yapılanmak’ konusunda altını çizdiğim noktaların bir özetini okuyucularıma iletmek istiyorum.

‘Bir suda iki kez yıkanılmaz.’ diyor Yunan filozofu Heraklit... Aynı gerçek, 20. yüzyılda, Doğulu düşünür Halil Cibran (ölm. 1931) tarafından şöyle tekrarlanmıştır:
‘Hiçbir gün doğuşu, bizi, bir gün batışının bıraktığı yerde bulamaz.’

Sürekli oluşun bu işleyişi Kur’an’da bir yaratılış ilkesi halinde şöyle verilmiştir:

‘Allah... O her an yeni bir iş ve oluştadır.’ (Rahman Suresi, 29)


Bu Kur’ansal ilke, Kur’an’ın tebliğcisi Hz. Muhammed’e isnat edilen bir sözde şöyle ifadeye konmuştur:

‘İki günü birbirine eş geçen, hüsrandadır.’

Yaratıcı Kudret’in sürekli oluş içinde gösterilmesi, Allah’ın bir süreç (process) sergilediğini ifade etmek yanında, oluşun sürekliliğine ve değişmenin kaçınılmazlığına da dikkat çeker. Kur’an bu temel kabulünü hayatın ve dinin omurgası yapmıştır. O yüzden, Kur’an’da dogma asgaride tutulmuştur.

Siyasal İslamcıların dillerine doladıkları ‘muhafazakârlık’ (tutuculuk, gelenekçilik), Kur’an’ın felsefî yapısı açısından bakıldığında, bir pagan tutkudur. Muhafazakárlığın esasını eskiyi, ecdat kabullerini dokunulmaz kılmak oluşturur. Kur’an bu tutkuyu, doğrudan elli küsur, dolaylı olarak da yüz küsur ayetiyle şirkin bir uzantısı ilan etmektedir.

Batı’nın İslam’ı ve Müslümanları sömürmek için zaman zaman icat etiği ‘tüp bebek unvanlar’dan biri olan muhafazakárlık, son tahlilde, Kur’an ruhunun pagan şuuraltına (şirke) uyarlanmasıdır.

Kur’an, hayatın, varlık ve oluşun temeline sürekli yürüyüşü, zıtlığı, isyanı ve diyalektiği koymuştur. Bu temel taşlar oynatıldığında Kur’an’ın dünyasından eser kalmaz.

Kur’an’ın tamamına yakını bir diyalektik alan oluşturur.
Kur’an, bu alana müteşábih (benzer zıtların vücut verdiği alan) diyor. (bk. Áli İmran, 7; Zümer, 23) Bu sonsuz görecelikler alanı insanı sürekli bir biçimde düşünce ve bilgi üretmeye, gerçeğin yeni boyutlarını yakalamak için hiç durmadan yeni sentezler yapmaya çağırır.

Bu yaklaşım ve özendirme, Kur’ansal hermenötiğin (Kur’an’ı yorumlama yöntemlerinin) de esasıdır.

Sürekli oluşun ve kaçınılmaz değişmenin sosyoji ve ilahiyat alanında ortaya çıkardığı soruların cevaplandırılması, biri sürekli, diğeri belirli zamanlarda işleyen bilimsel-düşünsel iki eylemle gerçekleştirilir:

1. İçtihat,

2. Tecdît.

Bu iki eylemin ne olduğu ve nasıl işlediği sorusuna, gelecek yazıda cevap arayacağız.

24.02.2004
 

 

WebPaketi
Kimdir?
Yaşar Nuri Öztürk kimdir?.. tıklayın
Kitaplar
Yaşar Nuri Öztürk'ün kitapları hakkında geniş bilgi için... tıklayın
Dünya Basınında
Y.N. Öztürk ile
ilgili yazılanlar
ve röportajları
için
tıklayın
Kitapları okumak için
Öztürk'ün kitaplarını okumak için tıklayın
Makaleler
Y.N. Öztürk'ün
makalelerini okumak için
tıklayın