Üye Girişi
Üyelerimiz, giriş için ...
tıklayın
Kur'an Meali
Sure sure Kur'an meali için... tıklayın
Arşiv
Soru - cevap ARŞİVİ
için
tıklayın
 
Siyaset Günlüğü
Halkın Yükselişi Partisi için.. tıklayın

 

Yeniden yapılanma içtihat ve tecdît

İçtihat, hayatın yeni şartlarına yeni cevaplar vermek üzere her gün sergilenmesi gereken bilim ve düşünce faaliyetinin İslam literatüründeki adıdır ve esası bakımından Kur’an’ın emridir. Kur’an’ın istediği yaratıcı faaliyetin yani amel ve ibadetin temel uzantılarından biri olan içtihat, (Arapça yazılışı; ictihad) tıpkı cihad gibi, ‘bilim ve düşünce adına yoğun gayret göstermek’ anlamındaki ‘cehd’ kökünden türeyen bir sözcüktür.

‘Yeni’ anlamındaki cedîd kökünden türeyen ve İslam Peygamberi tarafından Müslüman aydınlara bir görev olarak yüklenen tecdît (Arapça yazılışı; tecdîd) ise içtihadın daha kurumsal, daha derin ve devrimci bir belirişi olarak algılanabilir. İçtihadın her gün işleyen bir mekanizma oluşuna karşın tecdît, belirli zamanlarda devreye giren ‘büyük çaplı bir yeniden yapılanma hareketi’dir.

Tecdît deyiminin Batı dillerindeki karşılığı reform değil, ‘reconstruction’dur. Reform tábiri, hem yapısı hem de esprisi bakımından Müslüman beklentilere cevap vermekten uzaktır. Müslüman aydınlar için bu sözcüğü kullanmaya gerek yoktur. Ancak Batılılar, kendi açılarından İslamî yenilenmeleri bu adla anmakta mázur sayılırlar.

Peygamberimizin tecdîtle ilgili ilkesel sözü şöyle verilebilir: ‘Her devirde ümmetim içinden biri çıkar ve dini tecdît eder.’ Yani yeniden yapılandırır. (bk. Ebu Davud, meláhim 1; Elbánî, silsiletül Ahádîs es-Sahîha, 2/148-149)

Yeniden yapılanmanın temsilcisine müceddit denir.
Müceddit, reformatör değildir.

Tecdît hareketlerini reformculukla suçlayıp etkisiz kılmaya çalışmak, dinci siyasetle din yobazlığının sürekli işlettiği lanetli alçaklıklardan biridir.

Müceddit,
Kur’an’daki değişmezlere dayanan bir iman adamı sıfatıyla görecelikler alanını ve ilahî beyanlardaki esneklikleri değerlendirerek vahyin verilerini hayatın ve insanın ulaştığı yeni boyutlara göre yeniden yorumlar.

Evrensel bir mesaj ve hermenötik bir evren olarak Kur’an bu yorumu sadece istemekle kalmaz, bunu yapacak bilim ve fikir öncülerine büyük destekler verir.

Kur’an, aynı zamanda hermenötik ilkeler koyan bir kitaptır.

Bugünkü tecdît hareketi
veya hareketleri bireysel faaliyetler olmaktan çok kadro çalışmaları olmalıdır. Dünyanın küçülmüş bulunması, teknolojinin önümüze serdiği iletişim imkánları, bilim alanındaki uzmanlaşmalar bunu zorunlu hale getirmiştir.

Tecdîdin en büyük engellerinden biri, Batı’nın izlediği politikalardır.

Batı, İslam’a ve Müslümanlara yönelik politikaları ile tecdît hareketinin önüne büyük engeller koymakta, geliştirdiği yeni stratejilerle Müslümanların yeniden yapılanmasını imkánsız hale getirmektedir. Batı’nın, tecdîdi engellemede işlettiği temel politika, İslam dünyasındaki gelenekçi-tutucu unsurları dinin birinci dereceden temsilcisi gibi öne çıkarıp onları desteklemesi ve akılcı-tecdîtçi unsurları etkisiz kılmasıdır. Müslüman dünyadaki faal-devrimci unsurlar, Batı’nın bu politikaları yüzünden çok yıkıcı bir ‘pusula sapması’na uğrayarak şiddet ve teröre bulaşmışlardır.

Batı, Müslümanların güç ve enerjilerini yanlış yönlere çevirmeyi başarmış bulunuyor...

Dinde yeniden yapılanmanın zorunlu ilk adımı, dine sokulmuş yalanların ve dinleştirilmiş örflerin din bünyesinden temizlenmesidir. Bu temizleme gerçekleştirilmeden işe yarar bir içtihat veya tecdît mümkün değildir. Çünkü geniş anlamlarıyla içtihat da tecdît de dinsel vahiylerin yorumundan ibarettir. Bu yorumun hayır getirmesi için öncelikle ‘din adı verilecek temel veriler’in ortaya çıkarılması gerekir. Din etiketi yapıştırılmış, ama aslında din olmayan kabullerin din diye yorumlanmasının götüreceği sonuç ağır bir aldanıştan başka ne olabilir?

Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Müslümanların, İslam’a sokulmuş yalan ve uydurmaları dinlerinden temizlemeleri (sadece bu bile) başlı başına bir yeni yapılanma ve diriliş getirir. Bugünkü Müslüman dünyayı tökezleten çarpıklıklar, yeni yorumların yapılmamasından çok, geleneğin dinleştirdiği uydurma ve yalanlardan kaynaklanmaktadır.

Ne ilginçtir ki, İslam Peygamberi, tecdîdi bir görev olarak ümmetinin aydınlarına yüklerken şunun altını da çizmektedir:

‘Allah, her yüzyıl başında, insanlara, kendilerine sünnetleri öğreten ve Allah Elçisi’ne isnat edilen yalanları ondan uzaklaştıran birini/birilerini ortaya çıkarır.’ (Elbânî; el Ahâdîs es-Sahîha, 2/148)

O halde, bugün Müslümanların gerçekleştirmek zorunda oldukları yenilenme (değişim veya rönesans) hareketinin temel başlıkları (veya aşamaları) şunlardır:

1. Eski mirası gözden geçirmek,

2. Eski mirası sorgulamak,

3. Eski mirasın özgün din olduğu kesinleşen verilerini yeniden yorumlayarak dini yeniden yapılandırmak.

Mezhepleri birer bağımsız din durumundan çıkarıp tek dinin farklı yorumları olarak görmek ve her yorum gibi onların da zaman tarafından aşındırıldığını kabul etmek, kaçınılmazdır. İman ve amel konularında yorum yapan mezhepler, kendi zamanlarında hitap ettikleri kitlelerin ihtiyaçlarına çözüm getirmek için didinmişlerdir. Ne var ki, gelişen dünya, değişen şartlar onların yorumlarının birçoğunu bugün işe yaramaz hale getirmiştir. Temel ve amaç ilkelerden (makasıd) yola çıkarak yeni reçeteler üretmek gerekmektedir.

Tecdîdin amaçladığı yeniden yapılanma, eski deyimle, bir telfîk-i mezâhip (mezhepleri birleştirme) değildir. Amaç, geleneği okşayan bir eklektisizm aktörlüğüyle herkesin nabzına şerbet verip halkı kandırmak olmamalıdır. Mezhepler üstü İslam’ı yani vahye dayalı özgün dini ortaya çıkarmak kaçınılmazdır. Buna, ‘Ortadoğu örflerinden oluşan geleneksel din’den özgün İslam’a/vahyin dinine/Kur’an’daki İslam’a geçiş diyebiliriz.

26.02.2004
 

 

WebPaketi
Kimdir?
Yaşar Nuri Öztürk kimdir?.. tıklayın
Kitaplar
Yaşar Nuri Öztürk'ün kitapları hakkında geniş bilgi için... tıklayın
Dünya Basınında
Y.N. Öztürk ile
ilgili yazılanlar
ve röportajları
için
tıklayın
Kitapları okumak için
Öztürk'ün kitaplarını okumak için tıklayın
Makaleler
Y.N. Öztürk'ün
makalelerini okumak için
tıklayın