| Dört Yandan Budanıyoruz: 18.03.2004
Kuzey Irak’ta sürekli metastas yapan bir ur oluşturdular... Sadece bizi değil, İran ve Suriye’yi de yiyip bitirecek bir ur...
Urun metastas dönemi başlatıldı... Bakın İran’daki son seçime, bakın Suriye’deki son olaya... Ve onun İran’a sıçrayışına...
Ve bakın İspanya’daki gelişmeye...
Kıbrıs’ın işini bitirmelerinin eli kulağında...
Biraz da içe dönelim:
Tarımı yok ediyorlar.
Tohum yok, tahıl ithal ediyoruz. Tohumlarımız birer birer yok edilip bizi tek tip tohumla üretime mecbur hale getiriyorlar.
Ve o mecbur olduğumuz tohum sadece onlarda. Yani tarımımızın kaderi onların elinde. Ve biz, ekin yapabilmek için milyarlarca dolar ödemek zorunda kalmış bulunuyoruz.
Modern Düyûnu Umûmiye komiserliği IMF ‘Fındık ekme’ diyor. Peki, baş üstüne, ekmeyelim.
Yerine mısır ekelim, ihtiyacımız var. Yılda 1.5 milyon ton mısır ithal ediyoruz.
Hayır, diyor, Düyûnu Umûmiye, olmaz.
IMF ve Dünya Bankası şu anlamlarda sözlerle ferman buyuruyor:
‘Buyruğumuz odur ki, ihtiyacınız olan mısırı ithal edeceksiniz. Maliye Bakanı’nın oğlu filan ithal edecek... Hem yerli tohum mısır ekilmeyecek. İthal tohum mısırı yiyeceksiniz. Eti, sütü, hatta dondurmayı da ithal edeceksiniz. Tamamen Batı ürünleri yiyeceksiniz. Şark usulü iş yok! Kolay mı, çağ atlıyorsunuz, küreselleşiyorsunuz. Böyle atlaya atlaya, zıplaya zıplaya sonunda bir şeylerin üstüne oturacaksınız elbette. Birçok konuda ithal birçok şey yiyorsunuz ki, anlamı büyüktür... Böyle şeyleri yiye yiye, sonunda babayı yiyeceksiniz, Eliniz mahkûm... Size boşuna mı tam gaz destek veriyoruz?! Kaşınıza, gözünüze, badem bıyıklarınıza, takıyye ve riya akan yüzünüze hayran değiliz ya...’
Zeytin yağlarımızı Yunanlılar ve İtalyanlar ucuz fiyatlarla toplayıp ülkelerine götürüyorlar ve Yunan, İtalyan patentiyle satıp para kazanıyorlar.
Mübarek Türkiye, bağımsız ülke mi, müstemleke mi belli değil...
Yıllarca pamuk ihracatçısı olarak tanınan Türkiye’nin 2003’te 500 bin ton pamuk ithal ettiği bildiriliyor. Ödenen para, 600 milyon dolar...
Pamukta ihtiyaç 1 milyon 250 bin ton, üretim 850 bin ton.
IMF ve Dünya Bankası ‘çiftçiye destekleme yok’ diye dayatıyor. Türkiye’de hiç aralıksız Amerikan pamuğunun üstünlükleri anlatılıyor, GSM kredisi ile nasıl satın alınacağı propaganda ediliyor.
Şimdi de pancarı öldürüyorlar. Üretiminde dünyada dördüncü olduğumuz pancarda da belimizi kırmak üzereler.
Başbakanımızdan öylesine çok etkilenmeleri, onun vücut diline hayran olmaları boşuna mı?
Başbakan’ın Ocak 2004 ABD gezisinde öne çıkan konu, Türkiye’nin ABD yapımı mısır şekerine uyguladığı kotanın kaldırılması... RTE daha ABD’ye uçmadan, Başkan Bush’un, mısırdan tatlandırıcı üreten ve 1997’den beri Ülker (RTE’nin de ortak olduğu şirket) firmasının da ortağı oluveren Cargill şirketine konan kotanın kaldırılması talebi Türkiye’ye uçuruldu. ABD bunu istiyor. Vücut diliyle değil, açıkça ve bastırarak...
Türkiye’de zaten yalpalayan pancar üretimi kökünden vuruldu...
ABD ve AB ziraat ve hayvancılığımızı sistemli bir biçimde yok edip bizi aç ve bî ilaç bırakmanın peşinde.
Sanayide mastürbasyondan öteye geçmemiz zaten söz konusu değil. O konuda ‘Gümrük Birliği’ denen teslimiyet anlaşmasıyla işimizi çoktan bitirmişler.
Tarım ve hayvancılıkta da bitirecekler.
Şimdi ve BOP çıktı. Yani ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi...
BOP meselesini ayrıca yazacağım, ama şimdilik şu kadarını söylemek istiyorum:
Allah bilir ama, bana öyle geliyor ki Ortadoğu, bu BOP’a battığında kelimenin tam anlamıyla b...a batacak...
AKP, müttefikleri ABD ve AB’yi memnun etmek için olanca gücüyle perende atmaya devam ediyor. Yeter ki içerideki hesaplaşmada kendisine destek versinler...
Öyle anlaşılıyor ki, Türkiye ve Türk halkı, AKP-ABD-AB ittifakının umurunda bile değil. Onların hesapları başka...
|